|
|
|
|
|
|
 |
OSMANCIK'TAN HABERLER
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
GAZETELERDEN HABERLER |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Osmancık'ta Bir Müze Kurulmasını İstermisiniz? |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
DOĞUM-DÜĞÜN-VEFAT
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
|
|
|
|
 İKLİM VE GELECEK (1)
BİZE BİR ŞEY OLMAZ DEMEYELİM!
Gazetemiz “Osmancık “ta yazılarımı üç haftadır hastalık nedeniyle yazamıyorum.Bu gazetede yazmak bir zevktir.Hiçbir nedenle aksamaya ,kesintiye uğramaz.Buna inanıyorum.Ne var ki sağlık beklemediğiniz anda bozuluyor.İşte hiçte hesapta olmayan bir “akciğer hastalığı” ,göğsüme bir leke gibi yapıştı.Hekimler çareme koştu yakamızı biraz kurtardık.Yinede hekimler uyarılarını sürdürüyor.
Zamanlama uygun!
Söz etmenin yeridir!
Bir iki hafta gazetemizde sizlere Danimarka’nın başkenti Kopenhag’da 7 Aralık’ta başlayıp 18 Aralık’ta sonra eren 12 günlük “ iklim konferansından-küresel ısınmanın =iklim değişikliğinin türlere ve doğal ortamlara etkisini açıkça ortaya koyan araştırmalardan ve yayımlanan raporlardan uyarıcı – özet başlıklar sunmak istiyorum.
Isınma arttıkça yağmur azalıyor,kuraklık baş gösteriyor,tarım geriliyor.
Isınma arttıkça içme suyu sorun oluyor.
Bu yangınlardan çıkan Co2 dumanı atmosferdeki sera gazlarına ekleniyor ve küresel ısınmanın daha da artmasına yol açıyor.Üstelik yanan toprak verimsizleşiyor.Yanan toprakta canlıların yaşaması için uzun yıllar gerekiyor.
Küresel ısınmaya yol açanlar arasında kömür, atom santralleri,uçak trafiği,milyonlarca aracın eksozu , bilinçsiz tarım,tarım alanlarının yok edilmesi . Aşırı üretim ,aşırı tüketim ve bize “hiç bir şey olmaz” anlayışı.
Ama tehlikenin farkında olanların sesi ve tepkileri dünyanın dört bir yanından duyuluyor,gözleniyor.Elbette duymak görmek isteyene …
Duyurmak göstermek biz aydınlara düşüyor.Bu zor ve ağır bir görev.Çünkü sokaktaki insanın kafasını duvara çarpmadan ,olanı biteni ve olacakları anlaması ve inanması oldukça güç.Sorun vurdum duymazlıktan kaynaklanıyor. İnsanlar “kim işitir kim dinler” deyip sadece sorunu değil içinde bulundukları durumu da görmezlikten geliyorlar.
Bilim insanları olası olumsuz gelişmeleri istedikleri kadar çarpıcı verilerle tartışabilirler ama sokakta, sadece nasıl geçineceğini düşünen adamın bu tartışmaları izleyip,yazılanları okuyup anlaması yani insanoğlunun açgözlülüğünün tetiklediği iklim değişikliğinin başına açtığı belaların büyüklüğünü anlaması olası değil.
Çünkü beyin yıkım ortamlarında yaşıyoruz
Sokaktaki insanın gelecek kaygısı iş,somun, çocuklarına bir gelecek.
Ama şu söz sıradan insanlar için de geçerli değil mi ?
“Geleceğin bilicinde olmak”
Aklı başında namuslu vicdanlı herkes dünyayı idare edenlere bağırmalılar
- “bir çare bulun!”
Çünkü bu yerküre’nin bir tarafında açlar yoksullar diğer yanında tuzu kuru olup “ laf “ la dünyayı yönetenler.
20.yüzyılda Kapitalizm – Kominizm oyunu oynanırdı.Her iki taraf kendine karşı çıkanı Kapitalist yada Kominist olmakla suçlardı.Şimdi Rus zenginlerinin Dubai ‘ye gidip deniz altına kurulmuş otellerde yunus balığı hareketleri eşliğinde sex yaptıklarını okuyoruz.
Batılı Kapitalist ülkeler bunu kendi ülkelerinde zaten yaptıklarından anlayışla karşılıyorlarmış.
Arabistan’da kayak yarışları düzenleniyor.
Batı’da insanlar başka toplumlardan daha önce uyandıkları için Emperyalist sömürüden kendilerine bir pay verilmesini sağladılar.Yani demokrasi dedikleri sistem çoğunluğu sömürge biraz ortak etmenin yolunu buldu.Bunu bize özgürlük diye pazarlıyorlar.
Hayatımızda iç içe pek çok konu doğrudan bilimle iç içe .
Bilim ,olayları tüm yönleriyle doğru anlama becerisidir.
Doğa olayları ile toplumsal olaylar birbirinden ayrı gibi görünür.ancak aralarında hep çok yakın bir bağ vardır.
Küresel ısınmanın Yani iklim değişikliğinin türlere ve doğal ortamlara etkisini açıkça ortaya koyan araştırmalardan ve yayımlanan raporlardan – uyarıcı – başlıklar sunacağım demiştim.İşte ilki Türkiye Bilimler Akademisinin çevirip yayınladığı
- “Bin yılın Ekosistem değerlendirmesi”-
Bildiri dünya çapında 1360 bilim insanın çalışmasının ürünü.Çalışmanın amacı:İnsanlığın refahı için Ekosistem değişikliğini sonuçları,doğal kaynakların korunma yöntemleri,bu sistemlerin sürdürülebilmesi için alınması gereken önlemler.
İnsanlığın refahı için gerekli bilimsel dayanaklar.
Önerisi : Günümüz teknolojisi ve bilgisi insanlığın ekosistem üzerindeki olumsuz etkisini azaltabileceği.
Uyarısı : Ekosistem kaynakları tükenene kadar ücretsiz ve sonsuz kullanılırsa bunun bedeli ağır ödenir.
Bu anlayışın verdiği zararlar bilindiği ve yaşandığı halde herkesin var gücüyle yerküreyi yiyip bitirene kadar uygulamaları hala sürüyor.
Raporlar bize doğanın sunduklarını ve doğa üzerindeki etki ve sonuçlarını çarpıcı örneklerle gösteriyor.Örneğin sürdürülebilir bir yaşama ilişkin bütün alanlarda yerküre
(-) eksilerle dolu yani ;
-Balıkçılık,yabani besinler
- Yakacak odunlar
-Genetik kaynaklar
-Biyokimyasal ,doğal ilaçlar, tıbbi ürünler
-Hava kalitesi, iklim düzenlemesi
- Erozyon
-Polenleşmede azalma
-Doğal afetlerin yükselen etkisi
araştırmalar ve raporlardan gelecek için seçenekler ve olası senaryolar üzerinde duruluyor.Önemli , üzerinde durulmalı, rehber kabul edilmeli çünkü doğa felaketlerinin ekonomik çöküşleri tetiklediği, bunlarında bölgesel çatışmalara,hastalıklara ,ölümlere yol açtığı biraz düşünenler için bilinmez değil.
-GELECEĞİMİZ SÖZ KONUSUYSA ÜZERİNDE DURULMASI
İKLİM VE GELECEK (2)
BİZE BİRŞEY OLMAZ DEMEYELİM!
Küresel ısınma yani iklim değişikliği yaşantımızı doğrudan etkileyen sonuçlara yol açıyor.
Oksijenin azalması canlı türlerini değiştiriyor, yağmurlar azalıyor, tarım alanları kuraklığa dönüşüyor.
Küresel ısınma doğadaki tüm canlıları tehdit ediyor.
Bilim insanları ‘Küresel ısınmayı’ şöyle tanımlıyor. Çok yalın bir tanım:
‘ Yer küre okyanuslar ve denizler koyu renk olduğu için ışığı emiyor. Ama küresel ısınmadan ötürü buzul dağları eridikçe ve yok oldukça yüzeyler ısınıyor. Bu durum sonucu dev mürekkep balıkları, deniz anaları, ahtapotlar ortaya çıkıyor. Çünkü sıcak sular soğuk su kadar oksijen barındırmıyor. Bu durumda deniz canlıları ortama uyamazlarsa ölüp yok oluyorlar. Isınma nedeniyle karbondioksit karbonik aside dönüşüyor. Bu da mercan ve midyelerin yok olmalarına neden oluyor. Oysa bu iki canlı karbondioksiti yok etmede çok önemli görev üstleniyorlar.
Kireçli canlılar azaldıkça, karbondioksit serbest kalıyor, atmosfere yayılıyor ve küresel ısınmaya yol açıyor.
Oysa denizdeki mikroskobik canlıların büyümesi için karbondioksite ihtiyaç var.Hatta bu canlıların dünyamızdaki tüm tropik ormanlardan daha fazla karbondioksit emdiği biliniyor.Ancak çoğalan karbondioksit bu dengeyi bozuyor,karbon aside dönüyor ve önemli dengenin yok olmasına neden oluyor”.
Anımsarız, zaman zaman televizyonlarda buz dağlarının erimesi,parça parça kopuşları gösterilir.Biz bu görüntüleri televizyon ekranlarından izlerken “aman bize çok uzak deriz” “bize bir şey olmaz deriz” oysa bu olaylar yaşantımızı ve geleceğimizi doğrudan etkileyen sonuçlara doğru gidiyor.
Yine bilim insanları yıkın dörtte üçünde donmuş durumda kalması gereken “dev buz dağlarının” Sibirya,Almanya ve Fransa’da erimekte olduğunu dünyadaki organik karbondioksit’in üçte birinin bu buz toprağında bulunduğunu söylüyor.
Bilim insanları buzulların bir metan deposu olduğunu bildiriyor.metan depoları aynı zamanda denizlerin diplerinde donmuş “metan hidrat” kristalleri olarak bulunurmuş.Gezegenimizde 10 trilyon ton metan bu şekilde depolanmış durumdaymış.
Buzun üstünde yaşayan mikroorganizmalar bu karbondioksiti metan gazına dönüştürür,metan gazı ise metan ‘dan beslenen bakteriler tarafından tekrar karbondioksite dönüştürülüp ve bu şekilde iki mikroorganizma arasında denge sağlanır ve devinim sürermiş.Ama buzullar eridikçe metan ve karbondioksit çevreye salınıyor okyanus ve denizlerin ısınmasıyla metan hidrat ,metan gazına dönüşüyor yeryüzüne çıkıyor ve küresel ısınma artıyor….
Bildiğimiz gibi .
Yeryüzündeki bitkiler büyümek için karbondioksit kullanıyor .
Ancak artan ısıyla birlikte bu Ekosistemde değişiklikler oluyor. Bitkilerin karbondioksit emmeleri azalıyor.Bu durum topraktaki karbondioksit salınımını çoğaltıyor. Böylece doğa artık karbondioksit yutan değil.koruyan durumuna geçiyor.
Isınma arttıkça yağmurlar azalıyor.
Yağmurlar azaldıkça kuraklık başlıyor.
Kuraklık tarımı geriletiyor.
Kuraklık içme sularını azaltıyor.
Kuraklık orman yangınlarını arttırıyor.
Ortaya çıkan karbondioksit canlıların yaşamasını zorlaştırıyor.
Bilim insanları yaşanan son 14 yılın 11’nin kayıtlara geçen en sıcak yıllar olduğunu ,2009 yılında 254 felaketin yaşandığını,bu felaketlerin 245’inin küresel ısınmadan yani iklim değişikliğinden kaynaklandığını belirtiyor.
İnsanlık elindekinden fazlasını tüketerek dünyayı bitiriyor.Doğadan taleplerimiz ,bir yılda kendini yenileyebilme gücünün üstüne çıkıyor, doğa bizim isteklerimizi karşılamak için kendini yok ediyor.
Doğanın sınırlarını aşıyoruz
Bunun sonucunda yalnızca iklim değişmiyor,yaşam alanları azalıyor türler yok oluyor , temiz içilebilir su azalıyor.
-Küresel ekolojik ayak izi ağı – adlı bilim insanları grubunun raporu :
“Bir yıllık küresel taleplerimizin karşılanabilmesi için 1.4 gezegene ihtiyacımız var .Bir yıl içinde beslenmek barınmak ve giyinmek ,bir yerden bir yere gitmek ve ısınmak için ihtiyacımız olan gerekli kaynakları sağlayabilmek için gerekli olanlar üzerinde yaşadığımız yerküreye sığmıyor.
Rapora göre bugün ABD ürettiğinin 5 katını , Fransa 2.7 katını ,Arjantin 1.7 katını tüketiyor.Rapor Ülkemizi de sahip olduğundan fazla kaynak tüketen ülkeler arasında gösteriyor .Rapora göre Türkiye’de yaşayan 73 milyon insanın şu anki tüketimi ile doğaya verdiği zararı karşılayabilmek için neredeyse 0 ,65 Türkiye daha lazım.
Geçen ay Danimarka’nın başkenti Kopenhag’da 193 ülkenin temsilcilerinin katıldığı 12 gün süren iklim konferansı öncesi Dünyanın bütün saygın bilim insanlarının , bilim kuruluşlarının ,Küresel ısınmanın – iklim değişikliğinin türleri ve doğal ortamlara etkilerini ortaya koyan araştırma – inceleme ve rapor sonuçları küresel ısınmanın korkunç boyutlara ulaştığı gösteriyor:
Yapılan bir araştırmada yerküredeki 2.5 derecelik bir artışın,bir çok hayvan ve bitki türünün yok olmasına neden olacağını ,buzulların daha da erimesiyle deniz seviyesinin yüksekliği 2100 yılında 1.4 metreye ulaşacağını duyuruyor.
Hazırlanan bu korkunç sonu tüm ülkeler yaşayacak
Sorumluluğu olmayanlarda yaşayacak
Bu sebeple ülkelerin yenilene bilir.enerji kaynaklarına yönelmesi bir zorunluluktu.
Çeşitli doğal felaketler iklim değişikliğinin uzaklarda değil yanı başımızda,bu değişikliklerin içerisinde olduğumuzu bize hissettiriyor.Ama ne acı ki herkes tüketim peşinde
Görülen ,küresel ısınmanın sonuçları kimsenin derdi değil
Eğer iklim değişikliğinin etkilerine hazırlanmazsak insanlarımızın ve diğer canlıların yaşamlarına kastedecek açlık kuraklık ,susuzluk,sel baskınlar ve kitlesel göç kapımızda .
YAŞANILACAK KORKUNÇ FELAKETLERİN FARKINDAMIYIZ…
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
BİR HEMŞEHRİ
|
|
|
Kent |
:
|
Osmancık |
|
Meslek |
:
|
Ev hanımı
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|